Gülüşü Güneş

Tarih: 6 Ağustos 1936. Yer: Berlin Olimpiyat Stadı.

1936 Berlin Olimpiyatları’nın altıncı gününde genç bir kadın atlet 80 metre engelli finalinde zafere doğru koşuyordu. Bir önceki gün düzenlenen yarı finalde dünya rekorunu kırmıştı, ama o finalde de ipi göğüsleyerek İtalya’nın olimpiyatlarda altın madalya kazanan ilk kadın sporcusu olmak istiyordu. Koşuyordu, adını İtalyan spor tarihine altın harflerle yazdırabilmek için. Koşuyordu, hedefine doğru… Henüz yirmisindeki bu efsane atletin adı Trebisonda, yani Trabzon’du…

[Best_Wordpress_Gallery id=”11″ gal_title=”Trabzon1″]

Peki bu sporcu kadının ismi neden Trabzon’du? Babası Trebisonda’ya neden İtalya’ya kilometrelerce uzakta bir Karadeniz şehrinin ismini koymuştu? Gelin, tarihte küçük bir yolculuğa çıkalım, Trabzon’da İtalyanların ve İtalya’da Trabzon’un izlerini sürerek bu sorulara bir cevap bulmaya çalışalım.

 


Trabzon’da İtalyan Varlığı

Birçok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmış Trabzon’un kozmopolit yapısının ve kültürel yelpazesinin önemli unsurlarından biri de kuşkusuz Katolik İtalyanlardı. Deniz ticaretiyle uğraşan Cenevizliler ve Venedikliler için 13. ve 14. yüzyıllarda girdikleri Trabzon limanı, Asya’nın Avrupa’ya açılan önemli ticari kapılarından biriydi. Ceneviz ve Venedik gemileri, Doğu Karadeniz’den İran, Hindistan ve Çin’e kadar uzanan şark memleketlerinin servetlerini garp memleketlerinin ürünleriyle mübadele etmek için Trabzon’a gelir; Avrupa’dan getirdikleri malları burada bırakırken, kentin mağaza ve pazarlarını dolduran inci, mücevherat, kumaş, keten ve bal gibi ürünleri satın alıp Avrupa’ya dönerlerdi. Bugün bu gemilerin izine Ayasofya Müzesi’nin doğu duvarına yüzyıllar öncesinde kazılmış resimlerde rastlamak mümkündür.

[supsystic-gallery id=5 position=center]

Bu gemi resimlerine sırtınızı verip Maraş Caddesi boyunca yürüyüp; caddenin sol tarafından Cumhuriyet Caddesi’ne geçip aşağıya indiğinizde Kemerkaya Mahallesi’ne varırsınız. Bir zamanlar Venedikliler’e ait bir liman ve bir de kalenin bulunduğu Kemerkaya, Venedik Cumhuriyeti’nin Trabzon’daki imtiyaz alanıydı. Kısmen günümüze kadar ulaşmış Kalepark’taki Güzelhisar Kalesi ile Ganita ve Kanuni Anadolu Lisesi (Frontisterion adlı eski Rum mektebi) arasındaki bölge ise Cenevizlilerin imtiyaz alanı ve İtalyan Katoliklerin Trabzon’da meskûn oldukları bölgeydi. Bu nedenle bugünkü İskenderpaşa Mahallesi’nin bu kısmı yakın tarihe kadar Frenk Hisar Mahallesi olarak anılırdı.

Trabzon’un fethi ile birlikte Cenevizlilerin, 16. yüzyılın ortalarına doğru ise Venediklilerin imtiyaz haklarına Osmanlı Devleti tarafından son verildi. Buna rağmen şehirde ikamet eden Katolik İtalyanların bir kısmı memleket belledikleri Trabzon’u terketmedi. İtalyanlar Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz’in verdikleri özel izin ve sağladıkları destekle 1874 yılında Santa Maria Katolik Kilisesi’ni ibadete açtılar. Bu kilise, bugün Trabzon’un ibadete açık tek kilisesi olarak o günlerden beri varlığını koruyabilmiştir. Yine aynı yıllarda Trabzon’da açılan İtalyan Konsolosluğu da 1960’lı yıllara değin hizmet vermiştir.

[supsystic-gallery id=8 position=center]

Trabzon futbol tarihine baktığımızda akıllara İdmanocağı’nın İtalyan kökenli unutulmaz kalecisi Krino Kafato gelmektedir. Hayatını Kanada’da sürdürmekte olan 1924, Trabzon doğumlu Krino Kafato, Trabzon’un yaşayan efsanelerinden ve Trabzonspor’un en yaşlı üyelerindendir. Kafato ailesi Kırım Savaşı’nda (1853-1856) Osmanlı’nın yanında yer alıp savaştan sonra Trabzon’a yerleşen İtalyanlardandı.


İtalya’da Trabzon’un İzini Sürmek

İtalya’da Trabzon’un tarih boyunca özel bir yeri olmuştur. Megollo Lercari adında bir tacirin kişisel bir husumetten dolayı sadece iki gemiyle Trabzon İmparatoru’na kafa tutup, imparatoru bazı imtiyazlar vermeye zorlaması, Osmanlıya karşı ittifak kurma amacıyla Trabzon prensesi Theodora’nın Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile evlendirilmesi (torunlarından biri Şah İsmail’dir) ve Trabzon’un fethi gibi tarihi olaylar birçok İtalyan sanatçı tarafından eserlerine konu edilmiştir. Ailesi Trabzon kökenli olan Giórgio da Trebisonda ve Trabzon doğumlu Basilio Bessarione 15. yüzyıl İtalya’sının en önemli düşünür ve hümanisteleri arasında sayılırlar.

İtalyanların Trabzon kentine tarihten gelen ilgisi bugün bile çeşitli biçimlerde kendini göstermektedir. Bunlardan birkaçını örnek verecek olursak; Garda Gölü’nde “Trabzon” adında sayfiye evine, Perugia’da aynı isimle bir çağdaş sanatlar merkezine, Brescia’da birçok Dünya ve Avrupa şampiyonluğu olan hayvan yetiştirme çiftliğine, Torino’da bir kitabevine, Reggio di Calabria’da kiyafet mağazasına, Toskana’da çeşitli kültürel ve bilinçlendirici faaliyetlerde bulunan bir derneğe ve Cenova’da “Trabzon Caddesi“ne rastlamak mümkündür. 2006-2010 yılları arasında İtalyan devlet televizyonunda yayınlanan ve oldukça ilgi çeken çocuk programının adı da “Trebisonda”ydı.

[supsystic-gallery id=6 position=center]

Tüm bunların yanı sıra Trabzon’un İtalyanlar için öneminin en güzel göstergelerinden biri de İtalyan edebiyatında ve gündelik hayatta kullanılan “perdere la Trebisonda“,  yani  “Trabzon’u kaybetmek” deyimidir.  Türkçesi  “pusulayı kaybetmek”  olan “perdere la bussola” deyimiyle eş anlamlı olan bu deyim, “kafası karışmak, yön duygusunu ve kontrolünü kaybetmek, kendine hakim olamamak” anlamlarını taşıyor. Trabzon’un eski çağlarda Doğu Karadeniz’e giden gemicilere yön gösteren önemli bir liman olmasından dolayı Trabzon’u bulamayıp yolunu kaybeden gemiler genelde batma tehlikesi ile karşı karşıya kalırlarmış. Üstelik tüccarlar da Trabzon limanı üzerinden Asya ülkeleriyle gerçekleştirmek istedikleri ticaret işlerinden olurlarmış. Deyimin “yön duygusunu yitirme” anlamının yanında bir de “kendine hakimiyetini yitirme” anlamı işte bu tüccarların ticari kayıpları yüzünden kendilerinden geçene kadar üzülmelerinden kaynaklanıyormuş. Daha sonra Trabzon’un Osmanlılar tarafından fethedilmesi ile birlikte Trabzon’un kaybedilmesi de bu deyimin İtalyan diline iyice yerleşmesini sağlamış. Nitekim hem 1983’teki hem de 2011’deki İnter galibiyetlerimizin ardından İtalyan basını “L’İnter perde la Trebisonda“, “İnter Trabzon’u kaybetti” başlığı atmıştır. İnter Trabzon’u kaybetmiş olsa da İtalyanlar Trabzon’u ülkelerinde yaşatmaya devam ediyorlar.


“Gülüşü Güneş” Bir “Dalgacık”

İtalya’da Trabzon isminin yaşatılmasına belki de en güzel örnek, 20. yüzyılın başlarının Bologna’sında dört erkek kardeşten sonra ailenin tek kız çocuğu olarak dünyaya gelen Trebisonda Valla’dır. Babası 20 Mayıs 1916 tarihinde doğan bu kız çocuğuna büyük bir hayranlık duyduğu ve dünyanın en güzel şehri olarak gördüğü Trabzon’un ismini vermiştir. Yazımızın başında koşusuna tanıklık ettiğimiz Trebisonda, 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları’nın 80 metre engelli finalinde ipi göğüsleyerek İtalya’nın olimpiyatlarda altın madalya kazanan ilk kadın sporcusu olmuştur.

Gülüşü Güneş

Gülüşü Güneş

Çocukluk ve gençlik yıllarının büyük bir bölümünü faşist İtalya’da geçiren Valla, küçük yaşlarından itibaren atletizme ilgi duymaya başlar. 11 yaşındayken Bologna’da okullar arası düzenlenen şampiyonada yüksek atlamada birinci gelerek antrenörlerin dikkatini çeker ve ilerde en iyi rakibi ve en yakın arkadaşı olacak Claudia Testoni ile tanıştığı Bologna Sportiva birliğine üye yapılır. Orada daha küçük yaşta gülle atma, 100 metre koşu, 80 metre engelli, basketbol, eskrim, yüzme ve paten gibi çeşitli spor disiplinleriyle ilgilenir. Claudia Testoni ile Trebisonda Valla tüm kariyerleri boyunca 98 kere karşı karşıya gelirler ve bu rekabetleri Testoni-Valla rekabeti olarak atletizm literatürüne geçer.

Trebisonda 1930 yılındaki bir şampiyonada bir gazetecinin adını yanlışlıkla Trebitonda olarak yazmasından sonra, Trebit-ondina ve sonrasında – engelleri bir dalga gibi kolaylıkla aşmasından esinlenerek – sadece Ondina (Dalgacık) olarak anılmaya başlanır. Trebisonda isminin hem alışılagelmemiş hem de bir kız çocuğu için ağır bir isim olduğu düşüncesi ile de o günden sonra ülkesinde ve dünyada daha çok bu lakabıyla tanınır.

 

kaynak: ondinavalla.it

[supsystic-gallery id=4 position=center]

Trebisonda Valla, Papa XI. Pius’un kadınların spor yapmasına karşı olması sebebiyle diğer İtalyan kadın atletler gibi 1932 Los Angeles Olimpiyatları’na katılamasa da sadece dört yıl sonra Berlin’de ismini tüm dünyaya duyurmayı başarır. İtalya’yı temsil eden yedi bayan atletten biri olarak atletizmdeki tek altın madalyayı kazanır. Bu önemli başarısının ardından İtalyan medyası Trebisonda’ya “gülüşü güneş” lakabını yakıştırır. Roma’da Mussolini ve hatta Papa XI. Pius tarafından tebrik edilir. Mussolini sporcu kadının güçlü, sağlıklı faşist gençliği imajının dünyaya yayılmasında önemli katkı sağlayabileceğini düşünerek kadın sporcuları desteklemeye başlar ve Trebisonda kısa bir süre içinde İtalyan gençliğinin sembol ismi haline gelir. Olimpiyat altınının yanı sıra yüksek atlamada (5 kez), uzun atlamada (1), pentatlon (1), 100 metre (2) ve 80 metre engellide (6) kırdığı ulusal rekorlar da onu İtalyan kadınlarının kahramanı haline getirir. İtalya’da kadınlar ilk defa bu yıllarda spor üzerinden erkeklerle eşit haklara sahip olabileceklerinin farkına vardılar. Faşist rejimin kendilerine dayattığı ev kadını modelinin dışına çıkarak, Trebisonda Valla’da güçlü, başarılı ve bağımsız kadın modelinin cisimleşmiş halini buldular.

Trebisonda Valla, 2. Dünya Savaşı sebebiyle 1940 ve 1944 Olimpiyatlarının iptal edilmesinden dolayı bir daha olimpiyatlarda boy gösteremedi. En son sportif başarısını 34 yaşında gülle atmada elde eden Trebisonda Valla, 2006 yılında, 90 yaşında L’Aquila’da vefat etti.

Sevecen Tunç, Hatice Altınel ve Zafer Duran’a teşekkürlerimle.

Kader Şahin

Ek Bilgiler

1936 Yaz Olimpiyatları’nda ilk kez Türk kafilesine kadın sporcular dahil edildi ve güreşçi Yaşar Erkan Türkiye Cumhuriyeti’nin olimpiyatlarda altın madalya kazanan ilk sporcusu oldu. İtalya, kadınlar atletizmde ikinci bir altın madalyayı Trebisonda Valla’dan ancak 44 yıl sonra 1980 Yaz Olimpiyatları’nda Sara Simeoni ile kazanabildi. Trebisonda Valla, 20 yaş 78 gün ile olimpiyatlarda altın madalya kazanmış en genç İtalyan kadın atlet ünvanını 2004 yılına dek taşıdı (Elena Gigli, 19 yaş 48 gün). Aynı yıl halterci Nurcan Taylan altın madalya kazanarak Trebisonda Valla’dan 68 yıl sonra Türkiye’nin olimpiyatlarda altın madalya kazanan ilk kadın sporcusu oldu.

Trabzonspor Dergisi, Şubat 2013.

2 Paylaşımlar

Yorum yaz

Bu eposta sistemde kayıtlı! Giriş formu veya başka bir.

Yanlış kullanıcı adı veya şifre

Üzgünüz yorum yazabilmek için üye olmanız gerekiyor
Barış Şahin

Deneme.

karadenizyunusu

...

karadenizyunusu

so much depends
upon

a red wheel
barrow

glazed with rain
water

beside the white
chickens.

Barış Şahin

.......

dsf

.........

....